TODOSK güzel bir Pazar gününde Gazipaşa Yalan Dünya Mağarasına 16 kişi ile etkinlik düzenledi. Temuçin Aygen Mağara Araştırma Biriminin düzenlediği etkinlikte katılımcılar keyifli anlar yaşadı. Gazipaşa – Anamur yolu üzerinde yer alan Mağaraya 11:30 da varıldı. Daha önce de bir çok kez etkinlik düzenlenen mağaranın turizm e açılması ile aydınlatılmış yeni hali beğenildi. Beyrebucak köyü içerisinde yer alan mağara,köy tarafından işletiliyor. Mağara yeni turizme açılmış, daha önce sahipsizce hoyrat ellerde biraz yıpranmaya uğrayan mağara,yeni işleticileriyle tekrar hayat bulmuş. Bilinçli bir şekilde düzenlenen ışıklandırma ve yol çalışmaları mağaraya pek zarar vermemiş. Bazı toprak ve suyla tıkanmış bölgeleri temizlenerek mağara genişletilmiş. Önceleri oldukça kısa olan mağara uzunluğu yeni haliyle tatmin edici bir uzunluğa ve gezilebilir bir duruma getirilmiş.
Yalan Dünya Mağarası 1994 yılında Gazipaşa Belediyesi tarafından ışıklandırılıp ziyarete açılmış. Fakat uzun düre atıl duran ve korunamayan mağara 2 yıldır Beyrebucak köyü tarafından yeniden düzenlenerek ve ışıklandırılarak korunuyor ve işletiliyor.
Mağarada 400 metre boyunca girişten itibaren basamaklarla inilen galeriler,inanılmaz güzellikler sergiliyor. Sarkıt ve dikitlerin oluşumları, odacıklar, oyuklar ve tünellerle devam eden mağara yolculuğu sırasında, yüksek tavanlardan iki bölüm geçilen tünellere varıncaya kadar inilip çıkılan demir basamaklar bulunuyor. Çöküntü nedeniyle ilerleme imkanı olmayan bu bölümde mağara gezimiz dev galeride son buluyor.
Mağarayı işleten Mehmet bey,mağaranın gelişimi ve turizm e kazandırılması sürecini anlattı. Mağara birim sorumlusu Hadi İstanbullu da mağaraların oluşumu ve mağaranın önceki hali ile ilgili bilgiler verdi. Grubumuz mağarada keyifli
anlar yaşadı bol bol fotoğraf çektirdi. Çıkışta bizleri odun ateşiyle ısıtılmış bir semaver çay bekliyordu. Mağara girişindeki dinlenme yerinde çevrenin doyumsuz manzarası ile çaylarımızı yudumlarken orada bulunmanın hazzını yaşadık.
Mağaradan sonra Gazipaşa’ya uğrayıp öğle yemeği için alışveriş yaptık. Bölgede lezzeti ile ünlü Meşhur Keçi boynuzu pekmezi ve bol bol muz aldık. Bölgenin diğer güzel yeri Koru Denizi mevkisinde Havuzlar denilen bölgede öğle yemeği molası verdik. Grubumuzun az olması hepimizi kaynaştırdı ortak bir sofrada koca bir kayanın üzerinde nefis havuzlu deniz manzarasına karşı yemeklerimizi yedik. Pekmezlerin lezzeti ve verdiği enerji hepimizi coşturdu.Pekmez esprileri gezi boyu hepimizi güldürdü.
Sahilde havuzlu bölgede gezimizi sürdürdük.Doğal kayaların denize bitişik oluşturduğu havuzlar hepimizi etkiledi. Yazın herkesin yüzdüğü doğal havuzlar hem deniz hem havuz keyfi sunuyor.
“Dünyada eşi benzeri olmayan doğal havuzlardan oluşan Koru Denizi kayaları denizi kendi kendine temizliyor. Kıyı taşlarının bir özelliği de deniz içindeyken işlenebilir özellikte olup dışarı çıkarıldığında sertleşmesi olarak görülüyor. Bu nedenle yıllarca bu taşlar kesilerek su değirmen taşı olarak kullanılmış. Aynı ince gözenekli taşlar arasında lezzet kazanan mısır buğday
öğütülmüş. Taşların serin tutma ve dekoratif güzellik verme özelliğini de keşfedenler inşa ettikleri evlerin duvarlarında yine Koru Denizi taşlarını kullanmışlar. Yıllarca gerek değirmentaşı gerekse evler için taş kesen Lüle Abdurahman isimli kişinin ismine izafen Koru Denizine halk arasında Lüle Denizi de deniyor. Günümüzde bölge sit alanı olarak korunuyor gün batımı izleniyor fotoğraf çekiliyor denize giriliyor.”
Yolumuza Selinus Antik Kenti yollu üzerinde bulunan Fikret Otyam ve ailesini eskiden kaldığı eve gittik.
“Selinus Antik Kenti Hacı Musa Çayını yedeğine alıp uzandığı burun gibi sahile ulaşırken sterejik konuma sahip Selinus Kalesi Gazipaşa’nın hem doğusunu hem batısını görebilecek en yüksek tepede yer alıyor. Kaleye çıkmak isteyenler Şekerhane köşkü hamam su kemerleri antik kapı Selinus mezar anıtı gibi çeşitli kalıntıları görerek Musa Çayı paralelinde ilerleyerek dalgakıranlı büyük limanın yamacına geliyorlar. Burada kaleye çıkan merdivenleri tırmananlar Kızılin Mağarasına doğru Gazipaşa’nın plajı sahili yat limanı kıyı yerleşim alanının bütününü tepeden görebiliyorlar. Kalenin diğer tarafında ise İlginç bir kaya yapısı gözlenen Koru Denizi bulunuyor.”
Antik kente bir gurup arkadaşımız dik merdivenleri çıkarak ulaştı. Kısa bir gezinti yaptı. Kültür bakanlığının yarım kalan restorasyonu ve bakımsızlık buraları sahipsiz bırakmış. Gazi Paşaya büyük hizmetleri olan Fikret Otyamın gitmesi de buraları garip kalmış. Otyamların Otantik evinde hatıra fotoğrafları çektiriyoruz. Evin yeni sahipleri bizleri sıcak karşılıyor.Beslediği güvercinleri gösteriyor. Evin dekoru,tasarımı ve sanatsal incelik,bahçesi hepimizi hayran bırakıyor. Tam bir sayfiye,dinlenme yeri,limana bakan eşsiz manzarası ve sakinliği Otyamların hala etkisi süren güzelliğini ve yaşama sevincini sanki sürdürüyor. Sanki birazdan Fikret Otyam karşımıza çıkacak ve insan sıcağı gülümsemesiyle eşsiz misafirperverliği ile bir Anadolulu selamı verecek bizlere çay ikram edecek. Yıllar önce gene bu bölgeye yaptığımız TODOSK un gezisinde bir gurup arkadaşımızın Otyamları ziyaret ettiğini ve güzel karşılandıklarını biliyordum. Limanın yeni hali eskiden Mağara gezisi sonunda öğle yemeği yediğimiz ve denize girdiğimiz bu bölgeyi çok değiştirmiş. Artık gitme vakti geliyor veda ederek dostlardan ayrılıyoruz.
Akşam güneşinin kızıllığında Antalya yolu bizi aydınlatıyor.Yolda verdiğimiz fotoğraf molaları ile bu eşsiz gün batımı törenini kaçırmıyoruz.Yol boyu neşeli fıkralarla türkülerle Antalya yolu kısalıyor. Herkes doğanın eşsizce insanı tazeleyen,yenileyen büyüsüyle ve yeni dostlukların tadıyla evlerine kavuşuyor.
Yazar: Hadi İstanbullu (arkadaşımız)
