Ukrayna kiev ailesi sizler icin her gecen gun konseptini yenilemekle beraber sizlerden almis oldugu her gecen gun gucune guc katiyor.Ukrayna kiev ailesi sizler icin calismalarimizin bazilari
Ucretsiz kiev hava alani transferi,kiev merkezde butcenize uygun super lux daireler,rehberlik,ticari danismanlik,egitim,rusca paket dil kurslari,kiev e 3 gece 4 gun paket turlar,ticari acilim,sirket kurulumu,registrasyon,vize alimi,vize uzatma,ucak bileti ve ayrica hic bir sekilde extra danismanlik ucreti olmadan butun bilgilerimizi sizlerle paylasiyoruz
www.ukrkievaparts.com
Msn:kievukrayna@hotmail.com
Skupe:ukrkievaparts
Turkiye tel: +905466966666
Kiev tel: +38 063 0606060 ve +38 098 3801939

samet <kievukrayna@hotmail.com>

dağda bisiklet kullanmaBisikletle gezerken her şeyi, öteki araçlardayken gördüğünüzden tümüyle farklı görürsünüz. Arabayla gezerken hep kapalı bir yerdesinizdir ve alışık olduğunuzdan, araba penceresinden gördüklerinizin televizyondakilere benzediğini fark etmezsiniz. Pasif bir gözlemcisinizdir ve sizinle birlikte giden sıkıcı bir kafes içindesinizdir.
Bisiklette bir kafes yoktur. Her şeyle doğrudan temastasınızdır. Artık, izlemekten öte, sahnedesinizdir. Ayağınızın altındaki yol gerçektir, toprak yolun taşlarını kuvvetle hissedersiniz, oradadır; istediğiniz an ayağınızı aşağı indirip dokunabilirsiniz ve bilinciniz hiçbir şeyi, hiçbir yaşantıyı kaçırmaz.
Virajlı dağ yollarını tercih ediyoruz, üzerinde ticari işletmeler ve reklam tabelası olmayan yolları. Bu yollarda ağaçlıklar, otlaklar, bahçeler, çayırlar ve zirveler vardır, yanından geçtiğimiz çocuklar bize el sallar, insanlar evlerinin yanındaki bahçelerinden bize merakla bakarlar, yol ya da başka bir şey sormak için durduğumuzda yanıtlar kısa değil, istediğimizden de uzun olmaya eğilimlidir. İnsanlar bize nereden geldiğinizi, kaç saattir yolda olduğumuzu sorarlar.
Yalnızca spor yapmıyoruz. Aslında iyi vakit geçiriyoruz. Doğayı görüyor, kokluyor, dinliyoruz. Dağları, ormanları, vadileri görüyoruz, derelerin, kuşların seslerini dinliyor, göknar ile ladin veya akçaağaçla, otların, kekiğin kokularını ayırt ediyoruz.
ziganaArkamızda içinde biraz yiyecek, pompa, onarım malzemeleri, fotoğraf makinesi ile dolu çantalarla iki bisiklet, Zigana Tüneli’nden 1820 metreden ağır ağır Zigana Dağı zirvesine doğru yol alıyoruz, oradan da niyetimiz batıya dönerek Kadırga, Akkise Yaylası, Kalınçam derken Tonya’ya dağlardan ulaşmak ve buradan da tekrar denize inmek.

Bitmeyecekmiş gibi gelen, 2000′li rakımların üzerinde artık ağaç yetişmeyen yüksekliklerde, uzakta yolun hemen üzerindeki zirveye doğru, kendi gücümüzle biraz da mekaniğin yardımıyla pedal basıyoruz. Zigana Dağı zirvesindeyiz, rakım 2030 ve kayak tesislerinin yanından güneye Gümüşhane’ye, dağlara, yaylalara ve diğer zirvelere bakıyoruz. Sanki en tepede gibiyiz, ama daha gidecek çok yol var. Çeşmeden suyumuzu içip, matarayı da doldurduktan sonra tekrar yola koyuluyoruz. Tepeler yavaş yavaş arkamızda kalıyor, sonra yeni tepeler geliyor ve saatler geçiyor. Kolumdaki saatin altimetresi 2150 ‘yi gösteriyor. Yavaş yavaş ağaçlar seyrekleşiyor ve göz alabildiğine tepeden tepeye uzanan çayırlar çıkıyor ortaya. Önümüzdeki bir başka zirveye yaklaştıkça yeni çayırlar ve biraz aşağıda derme çatma kulübeleri görüyoruz. Kan şekerimiz düşüyor ve yorgunluk belirtileri başlıyor. Arka çantadaki armutları paylaşıyoruz. Yola devam; ama galiba hipoglisemide tık, armutlardan fayda yok. Neyse ki önümüzde güzel bir iniş var. Yeni Nishiki Cascade’nin amortisörlerini de denemiş oluyorum. Amortisörün ayarını yumuşatıp bozuk, taşlı yolda bırakıyorum bisikleti. Takır tukur yolda 40 kilometre üzerinde süratle iniyorum. Yol ne kadar kötü olursa olsun, yeni bisikletimin süspansiyon sisteminin sağladığı kontrol gerçekten mükemmel. Lastikler zemini adeta pençe gibi tutuyor, virajlarda fren yapmadan bisikleti yatırarak uçarcasına iniyorum aşağıya doğru. Dağların tepesinden süratle aşağıya süzülen avcı kuşlar aklıma geliyor. Ama ne olur olmaz, ellerim frende ve V-frenlerimin gücüne güveniyorum.

Kadırga Yaylası, sadece yazları köylülerin hayvan otlatmak amacıyla kaldıkları bir yer. Kışın tamamen kar altında kalıyormuş. Bakkaldan yarım kilo pestil alıyorum. Nerdeyse yarısını yiyoruz, üstüne birer litre su içip, çayları bitirdikten sonra yola devam etmek için kalkıyoruz. Arka lastik canta yapışmış. Günün ilk patlağının sonuncu da olması dileğiyle, yedek lastikleri çıkararak kolayca onarımı yapıyorum.
Bu arada pestilin etkisi de başladı galiba. Bisiklet üzerinde insan, vücudunu daha iyi tanıyor. Vücudun glikojen deposu yaklaşık 500 gram tutuyor. Kan şekerinin tam anlamıyla düştüğü durumlarda, ki bu durumları bisikletle çok yaşadım, pedal çevirecek güç kalmıyor. Vücudunun sınırlarını bilmek, dağların tepesinde, insanlardan uzakta, önümüzdeki yolu biraz pestil ve bolca su ile kat edebileceğimi bilmek bana güven veriyor. Tabii bunda hekim olmanın da, rolünün olmadığını söylemek zor.

Kadırga Yaylası geride kaldı. Akise Yayla’sına doğru yönümüz. Altimetre 2300 metreyi gösteriyor. Tepemizde masmavi bir gökyüzü, dik bir yokuş çıkıyoruz, ama terlediğimi pek hissetmiyorum, hava serin. Yokuş bitiyor, önümüzde oldukça uzun ve keskin virajlı bir iniş var. Bırakıyorum bisikleti, virajlarda yatırarak biraz da yeni lastiklerin zevkini çıkarıyorum. Nihayet köy göründü. Bisikletli bir çocuk yanıma geliyor. Manzara çok etkileyici. Bisikletli çocuğu da alıp yanıma, birer fotoğraf çekiyorum.

Yolcu yolunda gerek. Fazla oyalanmadan tekrar yola koyuluyoruz. Bu sefer önümüzdeki ilk yerleşim yeri Kalınçam. Yolda iki yerde önümüze yolun tamamını kaplayan çamur göletleri çıkıyor. Daha tecrübeli olarak öne atılıyorum. Derinliği konusunda tahminde bulunmak zor, ama otomobiller geçiyorsa ben de geçerim diyorum. Daha önceki tecrübelerimden yavaş geçersem çamurlu suyun ortasında kalabileceğimi bildiğimden heyecanla basıyorum pedallara. Ayaklarım çamurlu suya giriyor, ama karşıya da ulaşıyorum. Mehmet hoca arkadan aynı şekilde geliyor. Kalınçam tamamen bir orman köyü. Her taraf tomruklar, kerestelerle dolu ve çalışan tek tük insanlar bize bakıyor. Durmadan Tonya’ya doğru yola devam ediyoruz. Niyetimiz Tonya’lı Mehmet hocanın akrabalarının misafiri olmak. Bir ortopedi profesörüne ikram olarak artık ne gibi yemekler çıkaracaklarını düşünerek hızımı artırıyorum.

Gerçekten haklı çıktım. Alabalığın üstüne köfteleri de yuttuktan sonra, yola nasıl devam edeceğimizi düşünmeye başladım. Ancak denize ulaşmaya kararlıyız ve 55 kilometrelik hafta sonu gezisini Vakfıkebir’de noktalıyoruz.
Hafta sonları pazarları gittiğimiz bu dağ yolları gerçekten güzel ve yoldan gevşemiş, mutlu bir şekilde ayrılıyoruz. Pazar gezileri düzenli bir alışkanlığa dönüşünce, aslında bariz olan bir şeyi, bu yolların, ana yollardan farklı olduğunu anladık. Bunların çevresinde yaşayan insanların yaşam ritmi ve kişilikleri tümüyle farklıydı. Onlar bir yerlere gidiyor değillerdi. Aslında biz de bir yerlere gitmiyorduk; doğa ile bütünleşmeye gidiyorduk.
Bunu bu denli geç anlamış olmamıza şaşmıyorum. Görmüş, ama gene de görememiştik. Ya da daha doğrusu, onu görmemek üzere eğitilmiştik. Fakat bir kez anladıktan sonra, hiçbir şey, eşler ve çocuklar da dahil, hiçbir kimse bizi bu yollardan uzak tutamazdı. Bizler gerçek birer “dağlarda bisiklet sürme” meraklısı olarak, o yollarda gittikçe, öğrenecek şeyler olduğunu gördük.
Örneğin, iyi yerleri haritada belirlemeyi öğrendik. Eğer çizgi kıvrılıyorsa bu iyidir, dağdaki virajları gösterir. Eğer yol, bir kasabayı bir kente bağlayan ana yol ise bu kötüdür, trafik yoğundur. En iyisi, hiçbir yeri hiçbir yere bağlamayan yollardır. En önemli ustalık ise, dağlarda kaybolmamaktır. Bu yollar yalnızca, buraları iyi tanıyan bölge halkı tarafından kullanıldığından, sapak tabelaları yoksa bundan kimse şikayetçi olmaz ve genellikle de yoktur. Olduğunda ise genellikle, ağaçların arasında gizlenmiş küçük tabelalardan ibarettir. Ağaçların arasındaki tabelayı atladıysanız, bu başkalarının değil, sizin sorununuzdur.
Otobüsle Trabzon’a dönerken, tampon tampona dizilmiş otomobillere bakıyorum. İçlerinde asık suratlar var. Arka koltukta çocuklar ağlıyor. Bu insanlara bir şeyler söylemenin bir yolu olmalı, fakat suratları asık ve aceleleri varmış gibi görünüyor, yani, bir yolu yok.

Dr. Bülent Savran

bulentsavran@gmail.com

Bisiklet turumuza başlamak için 17-04-2011 Pazar Sabahı Saat 10:30′da  Manavgat-Side Çakalderesi Kavşağında buluştuk. Hatipler Köyü içinden geçerek Şişeler Köyü yolundan Seki üzerindeki en yüksek noktada kurulmuş yangın gözetleme kulübesine çıktık. Öğle yemeği orada yendi. Dönüş yolunda Kalemler Köyün’de Fahrilerin evine uğrayarak aperatif eşliğinde çay içildi. Akşam 18:00 civarında Manavgata dönmüştük. Bu gezi ile ilgi fotoğraflarmız aşağıdadır.

 

Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olmasını fırsat bilen çok sayıda vatandaş tatillerini bu döneme denk getirdiği için yılbaşı turlarının tatilin kısa olması nedeniyle turlara yeterli ölçüde rağbetin olmadığı bildirildi.

Türkiye’de pekçok seyahat acentası, yılbaşı tatilini yurtdışı veya yurtiçinde geçirmek isteyenler için her keseye uygun tatil seçenekleri hazırladı. Yılbaşını sıcak havada geçirmek isteyen Türk turistler, son yıllarda büyük ilgi gören ve vizesiz gidilebilen Lübnan, Ürdün ve Suriye’yi tercih edebilirler.

Bunun yanısıra yılbaşına Avrupa’da girmek isteyenler romantik kentler olan Roma, Paris, Prag gibi başkentlerde yeni yılı karşılayabilirler. Yılbaşı tatilinin kısa olması dolayısıyla birçok seyahat acentası tatil programlarına uzak destinasyonları bırakmadı.

Yılbaşı tatilinin kısa olması dolayısıyla iki veya 3 günlük Avrupa turlarında ise Venedik 349, Prag 359, Londra 549, Paris 599, Ortadoğu turlarında ise Dubai 499, Beyrut 399, Tunus 499 avrodan başlıyor. Yeni yıla Türkiye’de girmek isteyenler ise daha çok bölge turlarını tercih ediyor.

Buna göre, Safranbolu-Yedigöller 249, Kapadokya 329, Abant Mudurnu Göynük 159 ve Batı Karadeniz turu 319 liradan başlıyor

Turlarla ilgili AA muhabirine bilgi veren Touristica Tur Genel Müdürü İbrahim Temel, Kurban Bayramı tatilinin uzun olması dolayısıyla insanların bu dönemi iki bölüme ayırarak tatillerini geçirdiğini belirtti.

Temel, Kurban Bayramı döneminde çok sayıda insanın yurtdışı veya yurtiçinde tatillerini geçirdiğini, bu nedenle yılbaşında bir daha tatile çıkmayı tercih etmediğini ifade etti.

Kurban Bayramı dönemindeki turlara olan ilginin son 5 yılın en yüksek düzeyine ulaştığını kaydeden Temel, özellikle o dönemde yurtdışı turlarına ilginin çok fazla olduğunu anlattı.

Temel, Kurban Bayramı ile yılbaşı arasındaki mesafenin az, yılbaşı tatilinin de 31 Aralık Cuma gününe denk gelmesi dolayısıyla yılbaşı tatilinin kısa olmasının turlara beklenen ilgilinin gösterilmemesine neden olduğunu belirtti.

Yılbaşında yaklaşık 30-40 bin kişinin yurtdışına, 100 bin kişinin de güney bölgelerine veya kültür turlarıyla Türkiye’de yeni yıla girmesinin beklendiğini söyleyen Temel, özellikle bu yıl Kıbrıs’ın da çok tercih edilen yerler arasında bulunduğunu aktardı.

-YURTİÇİNDE KAYAK MERKEZLERİ, YURTDIŞINDA BEYRUT-

Tivoli Turizm Acentası Turizm Hizmetleri Direktörü Kağan Erdoğan ise yılbaşı tatilinin kısa olması dolayısıyla daha çok 2-3 günlük turların tercih edildiğini söyledi.

Yurtiçinde Uludağ, Kartalkaya, Palandöken ve Erciyes gibi kayak ile Afyonkarahisar gibi kaplıca merkezlerinin ilgili gördüğünü dile getiren Erdoğan, kayak merkezleri için 1000, kaplıca merkezleri için de 500 liranın gözden çıkarılması gerektiğini anlattı.

Erdoğan, vatandaşların büyük bölümünün tatilini uzun olan Kurban Bayramında geçirerek paralarını harcamaları ve yeni yıl ile Kurban Bayramı arasındaki mesafenin kısa olması dolayısıyla bu yıl turlara ilginin beklenenin aşağısında gerçekleştiğini söyledi.

Avrupa turlarının 249 avrodan başlayarak turun içeriğine göre daha yukarılara çıktığını anlatan Kağan, Ortadoğu’da ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kısa bir süre önce Beyrut’u ziyaret etmesi ve vizelerin kaldırılmasının da etkisiyle Lübnan turlarında geçen yıla oranla yüzde 200-300 oranında artışın olduğunu aktardı.

Havaların sıcak olması nedeniyle Mısır, Tunus ve Dubai’nin de tercih edildiğini dile getiren Erdoğan, Avrupa’da Roma ve Paris’in yeni yıla romantik bir ortamda girmek isteyenlerce rağbet edildiğini aktardı.

Erdoğan, yılbaşını yurt dışında girmek isteyenlerin vize alabilmek için elini çabuk tutması gerektiğini, çünkü birçok elçilik ve konsolosluğun yeni yıl dolayısıyla kapalı olacağını söyleyerek, erken rezervasyonun tercih edilmesinin fiyat açısından kazanç sağlayacağını belirtti.

Kaynak: AA

© 2011 www.turistim.com Sitemiz, yasalara, telif ve kişilik haklarına saygılıdır. Temayı Hazırlayan: Sayontan Sinha
Turizm Siteleri