Kiev ucretsiz hava alani karsilama, kiev merkezde kisa sureli butcenize uygun ev,rehberlik,ticari acilim rusca dil kurslari,sirket kurulumu
kievukrayna@hotmail.com
Kiev ucretsiz hava alani karsilama, kiev merkezde kisa sureli butcenize uygun ev,rehberlik,ticari acilim rusca dil kurslari,sirket kurulumu
kievukrayna@hotmail.com
Bisiklet turumuza başlamak için 17-04-2011 Pazar Sabahı Saat 10:30′da Manavgat-Side Çakalderesi Kavşağında buluştuk. Hatipler Köyü içinden geçerek Şişeler Köyü yolundan Seki üzerindeki en yüksek noktada kurulmuş yangın gözetleme kulübesine çıktık. Öğle yemeği orada yendi. Dönüş yolunda Kalemler Köyün’de Fahrilerin evine uğrayarak aperatif eşliğinde çay içildi. Akşam 18:00 civarında Manavgata dönmüştük. Bu gezi ile ilgi fotoğraflarmız aşağıdadır.
Kaz dağları size kendinizi yenilenmiş hissettirir.
Ülkemizin en güzel yerlerinden biri de Kaz Dağları bölgesi. Hatta öyle bir yer ki, temiz hava bedeninizi çarpabilir ama birkaç gün sonra hayata yeniden başlamış olabilirsiniz. Cumhuriyet’ten Nilhan Aydın da Kaz Dağları’nı yazdı…
“Diyeceksiniz bu kız Biga yarım adasından (Çanakkale il sınırlarından) dışarıya bir türlü çıkamadı. Ne yapabilirim ki dünyanın en kaliteli oksijenini üreten Kaz Dağları benim memleketimde ve ben oradan oraya dön dolaş ancak Kaz Dağları’na varabildim.
Yağmur hafif hafif çiseliyor, kendi kullandığım yeşil gözlü arabamdan dışarıya çıkıyorum.
Nihayet vardım, bulutların içindeyim. Of ne güzel bir şey! Hiç uğraşmadan ruhum oksijen ile doluyor. Saçlarım saf su ile besleniyor ve ben bir nehrin doğduğu noktada yer ile gök arasında bir yerdeyim. “Bin pınarlı İda”da yüzlerce şelale ile karşılaşırsınız.
İşte bu taşan şelaleler ve oluşan yüzlerce nehirler ile Kaz Dağları Bandırma’dan Ayvalık’a, Midilli’ye kadar tüm Biga Yarım Adası’nın içme suyunu karşılar.
Ardıç ağaçların ardından hışıltısını duyduğum Sutüven Şelalesi de böyle mi oluştu?
Sutüven Şelalesi:
Akçay’ı geçer geçmez Zeytinli tabelasını takip ettiğinizde kasabanın içindeki tabelalar sizi Sutüven Şelalesi ve Hasanboğuldu Büveti’ne ulaştırır. Dilerseniz aracınızı Beyoba Köyü’nde bırakabilir ve buradan başlayan hoş bir patikadan kısa bir yürüyüşle şelaleye ulaşabilirsiniz. Kazdağları’na yapılacak bir yolculukta deniz kıyısıyla, dağın yamaçları arasında sıralanan gezilecek yerlere ulaşmak son derece kolay. Söz konusu mekânlara giden yollar oldukça iyi durumda. Yolların iyi durumda olması da benim için çok iyi. Zira ben karşıma çıkan yola hiç düşünmeden dalarım. Daldım ve kendimi bir köyde buldum.
Rahatladım. Zira yola girdikten sonra bu yolun girişine benzeyen ve bereye gittiğini bilmediğimiz bir yola babamın kullandığı araba ile birlikte hiç düşünmeden dalışımızı hatırlamıştım. O yolun sonunda kendimizi aniden küçük bir gölün içinde bulmuştuk. Bu sefer ise şanslıyım, hoş bir köydeyim.
Yeşilyurt Köy
Bölgenin geçmişteki mimarisini ve yaşam biçimini anlayabiliriz. Tamamen taş evlerden oluşan köyde büyük kentlerden gelenlerle, yöre insanı bir arada yaşıyor. Son yıllarda İzmir, İstanbul, Ankara gibi kentlerimizden gelenlerin köy evlerini satın alıp restore etmeleriyle birçok ev yıkılmaktan kurtulmuş. Bu evler bugün konut, pansiyon veya kafe olarak kullanılıyor. Köy halkının çoğunluğunun burayı terk etmemiş olması köyün canlılığının devam etmesini sağlamış.
Şimdilik köyden çıkıyorum, henüz durmak, konaklamak istemiyorum. Bu yol da da bir tabela karşıma çıkıyor.“Tahtakuşlar Etnografya Galerisi”
1994 yılında UNESCO ödülünü alan galerinin kurucusu emekli öğretmen Alibey Kudar imiş.
Sizi burada kim karşılarsa karşılasın, muhakkak Köknarı kozalaklarından yapılan sıcak çay için. Zira bu köknar dünyada sadece Kaz Dağları’nda yetişir.
Kaz Dağları’nın endemik bitkileri
Kaz Dağları’nda 32 tane endemik (Dünyada sadece Kaz Dağları’nda bulunan) bitki türü olduğu literatür de yer almaktadır. Bu bitkiler de Kaz Dağları’nın oksijeninin kalitesini arttırıyor olabilir…
Dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı İda Dağı’nda Afrodit güzel seçilir. İda Dağı’nın daha birçok efsanesi vardır.
Bir hikâye anlatmadan olmaz; kuşlarla konuşan dağlı kızın rüyasında bir kere görüp âşık olduğu erkeğin ardında dağın tepesinde haykırarak söylediği ağıt.
Sevdalılar, gökyüzünde yelken açmış
Bulutlar gibidirler;
Bu sularda yelkenler kaybolur.
Balıkkaya (İda Dağı) acı bir kule!
Bir yol vardır,
Ulaşmak için sevdiğine…
İda Dağı yüksek bir kule!
Bir yol vardır hasret çekenlere…
Bir bardak su, kürek mahkûmlarına..
İç çeken sevdalılara…
Bir yol var elbet,
Gökyüzü ve sevda yüklü gemilere
Yolda kalmışlar için bir umut var elbet…
Nilhan Aydın
Abant, denizden 1328 metre yükseklikte, toprak kaymaları sonucu oluşmuş bir tatlı su gölü. 1.28 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. 6.5 kilometre tutan göl çevresinde günü geçirmenin en keyifli yolu ise göl ve yayla etrafında bir yürüyüş yapmak, faytonla atla dolaşmak ya da yollar buz tuttuysa kızakla bir tur atmaktır.
Gölün büyük bölümünde kiralık atlarla dolaşma veya faytonlarla nal sesleri eşliğinde gezilere çıkabilirsiniz. Her açıdan başka türlü görünen gölün tamamını görmek isterseniz Mudurnu yolu başlangıcındaki tepeye çıkmanızı öneririz.
Bölge özellikle orman bakımından oldukça zengin. Tertemiz havasına doyum olmaz. Hafta sonlarında fazla yorulmadan yürüyüş yapmak isteyenler ya da sakin bir gün geçirerek şehir hayatından biraz olsun uzaklaşmak için en ideal yerlerdendir Abant.
İlkbaharın gelmesiyle birlilkte gölün yüzeyi nilüferlerle kaplanıyor. Göl çevredeki dağların yeşiliyle renkleniyor.
Gölde olta balıkçılığına da izin veriliyor. Ücret karşılığı benekli mercan ve alabalık avlanabiliyorsunuz.
Gölün çevresindeki yürüyüş parkuru son derece kolay ve doğası kusursuz. Lezzetli alabalıkların bulunduğu ve olta balıkçılığın yapıldığı Abant Göl çevresi, bitki ve hayvan türleri açısından da oldukça zengin. Kuşlar, sincaplar, su samurlarının yanı sıra, bölgede bir de geyik üretme çiftliği bulunuyor. Çevrede yürüyüş yapmak, ailece kendin pişir kendin ye yapmak, dağ havasını içinize çekmek basarak açık hava piknikleri yapmak için Abant Gölü’ne gidebilirsiniz.
Bolu Dağı yol boyunca, et ızgara türü lokantalar ve restoranlarla dolu, adımbaşı ocakbaşı keyfi yaşanıyor. Yol üzerindeki yoğun trafiğin getirdiği bereket Bolu tüneli hizmete girene dek devam edeceğe benziyor.Abant yolunda işporta satıcıları, sucukçulara sıkça rastlanıyor. Bolu Dağı mevkii Koru Otel’in restoranında özel special koru kebap, şiş veya tavuk ile yapılıp üzerine kaşar eritiliyor ve bakır kapaklı sahanda üstü kapalı sunuluyor. Bıldırcın ızgara, kaşar peynirli domates çorbası, kaymaklı ekmek kadayıfı en çok siparişi verilenler!
Bölgeye özel arabanızla gidebileceğiniz gibi, Bolu’ya hemen hemen tüm kentlerden otobüsle ulaşım mümkün. Trenle ulaşımı tercih edenler için, Adapazarı’na kadar tren ulaşımı mevcut. Buradan kalkan otobüslerle Bolu’ya gelebilirsiniz. Bolu’dan Abant’a minibüs bulabilirsiniz.
Gezmek ,yeni yüzler görüp yeni tatlar denemek ,şaşırıp yeni şeyler keşfetmek hayattaki en güzel duygulardandır.Birçoğu gezer ama sadece bazıları yaşayarak, hissederek gezer. Gezmek gönül işidir! emek ister,sabır ve zaman ister. Gezmek ve tatil yapmak ülkemizde bir lüks gibi görünse de çok sayıda gönlünü gezmeye kaptırmış
gezginimiz vardır. Ülkesinin doğal ve tarihi zenginlikleriyle gurur duyarak gezen,ülkesini hak eden ve ona aşık olan … Bu duyguları yaşayan biri olarak sizlerle ülkemizdeki cennetlerden birinden bahsetmek istiyorum. Aslında keşke saklama şansım olsa da bir sır gibi saklasam ! Sessizliği bozulmasa,kirlenip yıpranmadan her daim bakir kalmasını temenni edeceğim bir yer…Kabak koyu!
Hani bazen deriz ya alıp başımı gitsem,sessiz sakin huzurlu bir yer olsa,çok fazla bir şey almasam yanıma birkaç kitaptan başka… Yeşille mavi olsa tek her şeyden fazla ! İşte tamda böyle alıp başınızı gidebileceğiniz ve sonrasında da ilk fırsatta tekrar gitmek isteyeceğiniz bir yer.
Bu cici yer Muğla’nın Fethiye ilçesinde. Cici sıfatını kullanıyorum çünkü ilk gördüğünüzde sizde benim gibi ellerinizi çırpıp hemen kabak
koyunda yüzmek,güneşlenmek ve çimlerin üzerinde uyumak isteyeceksiniz. Sabah kendiliğinizden sessizce uyandığınızı düşünün etrafta sadece huzurun sesi, dışarıda masmavi ve tertemiz denizin varlığı ve kargaşadan uzak huzur dolu bir günün başlangıcı. Henüz keşfedilmemiş olan bu bakir cennette istediğiniz kadar kafanızı dinleyebilir,uzun yürüyüşler ve uzatabildiğiniz kadar uzatabileceğiniz nefis kahvaltılar yapıp kendinizle dostluğunuzu ilerletebilirsiniz.Tamam öyle bol yıldızlı oteller gibi alacarte hizmeti,soğuk havlu servisi bulamayabilirsiniz ama sınırsız doğa,huzur ve mutluluk iyi ki de buradayım dedirtecek cinsten size.Bölgede birkaç bungalov tarzı evler ve kamp yerleri var. Hepside otantik,doğal ve kullanışlı. Hem de hesaplı ve hizmetleri de çok iyi.
Tavsiyem yanınıza 1 den fazla kitap almanız yoksa sizde benim gibi kitabınızı daha ilk günden bitirip diğer günler keşke başka kitap daha getirseydim diyebilirsiniz. Kabak koyunun enerjisi o kadar muhteşem ki hatta ilhama gelip sizde bir şeyler karalayabilirsiniz.Koy ayrıca fotoğrafa merakı olanlar içinde özel bir yer. Eğer fotoğraf çekmeyi seviyorsanız kabak koyunda sizi şaşırtan bir çok kare yakalayabilirsiniz.
İster tek başınıza gidip kendi dostluğunuzu ilerletin ,ister sevgilinizle doğanın enerjisiyle romantik zamanlar geçirin isterseniz de arkadaşlarınızla gidip akşam kumsalda yaktığınız ateşin etrafında şarkılar söyleyin.Haydi birkaç parça eşya koyup takın sırtçantanızı sırtınıza ve
düşün kabak koyunun yollarına… Geçin kendinizden ! düşünmeyin ayrıntıları,zoraki olayları,derdi tasayı… Ortam o kadar müsait ki daha çok şey keşfedeceksiniz burada hayata dair,doğaya ve kendinize dair . İnin kalbinizin derinliklerine daha da sevin kendinizi,çevrenizdekilerini,evreni..
İlk başta sizde burayı herkese söylememeyi buranın da diğer yerler gibi kalabalık olmaması için saklı kalmasını isteyebilirsiniz benim gibi.Ama daha sonra en yakınlarınıza ,dostlarınıza söyleyip beraber gidip bu nimetlerden yararlanmak yapacağınız ilk işlerinizden olacaktır. Benden söylemesi birçok güzelliği bir arada hissedin.Kabak koyuna gidip yaşayın ve iyikiyle başlayan cümlelerinizi sıralayın…
Kaynak: Guide tr
TODOSK güzel bir Pazar gününde Gazipaşa Yalan Dünya Mağarasına 16 kişi ile etkinlik düzenledi. Temuçin Aygen Mağara Araştırma Biriminin düzenlediği etkinlikte katılımcılar keyifli anlar yaşadı. Gazipaşa – Anamur yolu üzerinde yer alan Mağaraya 11:30 da varıldı. Daha önce de bir çok kez etkinlik düzenlenen mağaranın turizm e açılması ile aydınlatılmış yeni hali beğenildi. Beyrebucak köyü içerisinde yer alan mağara,köy tarafından işletiliyor. Mağara yeni turizme açılmış, daha önce sahipsizce hoyrat ellerde biraz yıpranmaya uğrayan mağara,yeni işleticileriyle tekrar hayat bulmuş. Bilinçli bir şekilde düzenlenen ışıklandırma ve yol çalışmaları mağaraya pek zarar vermemiş. Bazı toprak ve suyla tıkanmış bölgeleri temizlenerek mağara genişletilmiş. Önceleri oldukça kısa olan mağara uzunluğu yeni haliyle tatmin edici bir uzunluğa ve gezilebilir bir duruma getirilmiş.
Yalan Dünya Mağarası 1994 yılında Gazipaşa Belediyesi tarafından ışıklandırılıp ziyarete açılmış. Fakat uzun düre atıl duran ve korunamayan mağara 2 yıldır Beyrebucak köyü tarafından yeniden düzenlenerek ve ışıklandırılarak korunuyor ve işletiliyor.
Mağarada 400 metre boyunca girişten itibaren basamaklarla inilen galeriler,inanılmaz güzellikler sergiliyor. Sarkıt ve dikitlerin oluşumları, odacıklar, oyuklar ve tünellerle devam eden mağara yolculuğu sırasında, yüksek tavanlardan iki bölüm geçilen tünellere varıncaya kadar inilip çıkılan demir basamaklar bulunuyor. Çöküntü nedeniyle ilerleme imkanı olmayan bu bölümde mağara gezimiz dev galeride son buluyor.
Mağarayı işleten Mehmet bey,mağaranın gelişimi ve turizm e kazandırılması sürecini anlattı. Mağara birim sorumlusu Hadi İstanbullu da mağaraların oluşumu ve mağaranın önceki hali ile ilgili bilgiler verdi. Grubumuz mağarada keyifli
anlar yaşadı bol bol fotoğraf çektirdi. Çıkışta bizleri odun ateşiyle ısıtılmış bir semaver çay bekliyordu. Mağara girişindeki dinlenme yerinde çevrenin doyumsuz manzarası ile çaylarımızı yudumlarken orada bulunmanın hazzını yaşadık.
Mağaradan sonra Gazipaşa’ya uğrayıp öğle yemeği için alışveriş yaptık. Bölgede lezzeti ile ünlü Meşhur Keçi boynuzu pekmezi ve bol bol muz aldık. Bölgenin diğer güzel yeri Koru Denizi mevkisinde Havuzlar denilen bölgede öğle yemeği molası verdik. Grubumuzun az olması hepimizi kaynaştırdı ortak bir sofrada koca bir kayanın üzerinde nefis havuzlu deniz manzarasına karşı yemeklerimizi yedik. Pekmezlerin lezzeti ve verdiği enerji hepimizi coşturdu.Pekmez esprileri gezi boyu hepimizi güldürdü.
Sahilde havuzlu bölgede gezimizi sürdürdük.Doğal kayaların denize bitişik oluşturduğu havuzlar hepimizi etkiledi. Yazın herkesin yüzdüğü doğal havuzlar hem deniz hem havuz keyfi sunuyor.
“Dünyada eşi benzeri olmayan doğal havuzlardan oluşan Koru Denizi kayaları denizi kendi kendine temizliyor. Kıyı taşlarının bir özelliği de deniz içindeyken işlenebilir özellikte olup dışarı çıkarıldığında sertleşmesi olarak görülüyor. Bu nedenle yıllarca bu taşlar kesilerek su değirmen taşı olarak kullanılmış. Aynı ince gözenekli taşlar arasında lezzet kazanan mısır buğday
öğütülmüş. Taşların serin tutma ve dekoratif güzellik verme özelliğini de keşfedenler inşa ettikleri evlerin duvarlarında yine Koru Denizi taşlarını kullanmışlar. Yıllarca gerek değirmentaşı gerekse evler için taş kesen Lüle Abdurahman isimli kişinin ismine izafen Koru Denizine halk arasında Lüle Denizi de deniyor. Günümüzde bölge sit alanı olarak korunuyor gün batımı izleniyor fotoğraf çekiliyor denize giriliyor.”
Yolumuza Selinus Antik Kenti yollu üzerinde bulunan Fikret Otyam ve ailesini eskiden kaldığı eve gittik.
“Selinus Antik Kenti Hacı Musa Çayını yedeğine alıp uzandığı burun gibi sahile ulaşırken sterejik konuma sahip Selinus Kalesi Gazipaşa’nın hem doğusunu hem batısını görebilecek en yüksek tepede yer alıyor. Kaleye çıkmak isteyenler Şekerhane köşkü hamam su kemerleri antik kapı Selinus mezar anıtı gibi çeşitli kalıntıları görerek Musa Çayı paralelinde ilerleyerek dalgakıranlı büyük limanın yamacına geliyorlar. Burada kaleye çıkan merdivenleri tırmananlar Kızılin Mağarasına doğru Gazipaşa’nın plajı sahili yat limanı kıyı yerleşim alanının bütününü tepeden görebiliyorlar. Kalenin diğer tarafında ise İlginç bir kaya yapısı gözlenen Koru Denizi bulunuyor.”
Antik kente bir gurup arkadaşımız dik merdivenleri çıkarak ulaştı. Kısa bir gezinti yaptı. Kültür bakanlığının yarım kalan restorasyonu ve bakımsızlık buraları sahipsiz bırakmış. Gazi Paşaya büyük hizmetleri olan Fikret Otyamın gitmesi de buraları garip kalmış. Otyamların Otantik evinde hatıra fotoğrafları çektiriyoruz. Evin yeni sahipleri bizleri sıcak karşılıyor.Beslediği güvercinleri gösteriyor. Evin dekoru,tasarımı ve sanatsal incelik,bahçesi hepimizi hayran bırakıyor. Tam bir sayfiye,dinlenme yeri,limana bakan eşsiz manzarası ve sakinliği Otyamların hala etkisi süren güzelliğini ve yaşama sevincini sanki sürdürüyor. Sanki birazdan Fikret Otyam karşımıza çıkacak ve insan sıcağı gülümsemesiyle eşsiz misafirperverliği ile bir Anadolulu selamı verecek bizlere çay ikram edecek. Yıllar önce gene bu bölgeye yaptığımız TODOSK un gezisinde bir gurup arkadaşımızın Otyamları ziyaret ettiğini ve güzel karşılandıklarını biliyordum. Limanın yeni hali eskiden Mağara gezisi sonunda öğle yemeği yediğimiz ve denize girdiğimiz bu bölgeyi çok değiştirmiş. Artık gitme vakti geliyor veda ederek dostlardan ayrılıyoruz.
Akşam güneşinin kızıllığında Antalya yolu bizi aydınlatıyor.Yolda verdiğimiz fotoğraf molaları ile bu eşsiz gün batımı törenini kaçırmıyoruz.Yol boyu neşeli fıkralarla türkülerle Antalya yolu kısalıyor. Herkes doğanın eşsizce insanı tazeleyen,yenileyen büyüsüyle ve yeni dostlukların tadıyla evlerine kavuşuyor.
Yazar: Hadi İstanbullu (arkadaşımız)
|
Aşağıdaki yazı bundan 5 yıl önce yani 2005 yılı Kasım ayında bisikletle Manavgat’tan Antakya’ya 12 günlük gezimizin özetidir.
___ 25 KASIM 2005 Tarihinde İlker, Çağrı ve ben. Manavgat’dan başladığımız, Hatay’da bitirdiğimiz doğu Akdeniz turumuzun güzergahı.
![]() 25 Kasım 2005 Cuma günü Manavgat’ta Buluşup kahvaltı için bize gidiyoruz.. Çağrı 1 gün öncesinden Bodrumdan Antalya’ya gelmiş ve İlker’le tanışmış.
|
| © 2011 www.turistim.com | Sitemiz, yasalara, telif ve kişilik haklarına saygılıdır. | Temayı Hazırlayan: Sayontan Sinha |