
Karadeniz Folk.
Bir yanda deniz, kum ve güneş…diğer tarafta dağlar, yeşillik ve yayla yaşantısı…İşte Türkiye Turizmine katkılar sağlayan üç bölgemiz…
Ancak, gözle görülen bir gerçek var ki; o da tercihin genellikle deniz, kum ve güneş üçlüsünün tamamladığı yaz turizmine olan ilgi. Türkiye coğrafi yapısı bakımından hem yaz, hem de kış turizminin en canlı yaşandığı bölgelere sahip bir yapıdadır. Turizm için yapılan yatırımlar genellikle yaz turizmine yönelik ve de öncelikle Akdeniz bölgesine yoğunlaştırılmıştır. Aynı ilgi ve yatırımlar acaba Karadeniz bölgesinde neden daha azdır? Karadeniz Bölgesi Yaz Turizmi açısından belki de Karadeniz’in iklim bakımından akdeniz kadar elverişli olmamasından cazip gelmemektedir. Ama şöyle de bir gerçek var; yurt dışından kafilelerle turist getiren turizm şirketlerinin tüm organizasyonları genellikle akdenize ve Ege’ye yöneliktir. Yerli turistlerimizin bile öncelikli tatil tercihleri hep Ege ve Akdeniz odaklı olmuştur. Uzun veya kısa süreli bayram tatilleri için bile ister eğlence dünyasına yönelik, ister tatil yörelerine yönelik tüm organizasyonlar Ege ve güney kentlerimize göre yapılamaktadır. Yurtiçi ve Uluslararası fuar, seminer veya konferanslar da yine aynı şekilde bu bölgeler hedef seçilerek tertip edilmektedir.

Antalya-Side Anfi Tiyatro
Karadeniz Bölgesinde birbirinden ayrı güzelliğe sahip Trabzon ve Sinop başta olmak üzere bu tip organizasyonların yapılmasına olanak sağlayacak oldukça güzel bölgelerimiz bulunmaktadır. Belki de sorun bu tip organizasyonlarda daha fazla gelir elde etmenin hedeflenmesidir. Belki de yeterince tanıtımın yapılamaması eksikliği de olabilir. Bu konuda ülke turizmi açısından yurdumuza daha fazla turist akımının sağlanması, Karadeniz bölgemizin tanıtımına ve kalkınmasına daha fazla imkân verilmesi düşünülemez mi? Bu konuda yapılabilecek atılımlar neler olmalıdır? Bilgi ve önerilerimizi paylaşmak yararlı olacaktır. İlk olarak Fuar ve kongrelerin Karadeniz bölgesine yoğunlaştırılması ile başlanabilir.
Karadeniz bölgesi insanımızın da turizmden beklentileri oldukça fazladır. Bölgede hem ekonomik hem de iş alanları bakımından büyük bir canlanma yaşanacağı umutları beslemektedirler. Karadeniz Bölgesinin turizm konusunda yaşadığı sıkıntıların ve eksikliklerin bazı detayları…
Karadeniz’in Turizm Umudu
Dünya turizmi, toplam cirosu 465 milyar dolar olan dev bir pastadır. Turizmin hava ulaşımı cirosu da eklenirse bu rakam 680 milyar dolara çıkmaktadır. Türkiye bu pastadan sadece %2 civarında bir pay alabilmektedir.
Bu rakam elbette çok düşüktür ve artırılması için sadece deniz ve tarih turizminin yeterli olmayacağı da açıktır. İşte Karadeniz Bölgesi, özellikle doğa turizmi potansiyeli ile Türk turizminin çeşitlendirilmesi ve dünya turizminden aldığı payı artırması için önemli seçenekler sunmaktadır.
Karadeniz’deki mevcut turizm potansiyeli; yayla turizmi, rafting ve trekking gibi bir kaç seçenek sunmaktadır. Bu turizm seçenekleri, çok önemli altyapı eksikliklerine rağmen bir şekilde yapılabilmektedir. Hemen hiç yapılamayan, ama Karadeniz’de potansiyeli olabilecek turizm türleri ise; sörf, yamaç paraşütü, çim kayağı, kurvaziyer turizmi (gemi gezintisi), yat turizmi, av turizmi, balık avlama turizmi, kar turizmi şeklinde sıralanabilir.
Karadeniz’de halen belli oranda gerçekleşme şansı bulan dağ ve yayla turizmi dahi gerekli altyapıdan yoksundur. Bir kere yaylalarda imar hakkı olmaması yüzünden, buralarda turizm tesisi kurma imkânı yoktur. Tesis olmadan, yeterli yatak kapasitesi oluşmadan, turizmde başarı kazanmak da imkânsızdır. Karadeniz’in potansiyeli olan yayla turizmi, bir kaç merkez hariç, tuvalet imkânından bile yoksundur.
Türk turizmi nasıl deniz ve plaja yönlendirilmiş ise, Karadeniz turizmi de yayla turizmine yönlendirilmektedir. Halbuki, en yüksek harcama yapan grup olan gemi yoluyla gelen turist için Karadeniz önemli imkânlar sunabilir. Bunun için belli limanlardan oluşacak bir ziyaret ağı ve uğranılacak her limanda yapılacak etkinlikler, ziyaret edilecek yerler ve konaklamalar önceden programlanarak bu seçenek hayata geçirilebilir.

Ege Geleneksel
Ülkemizi ziyaret eden turistin %85′i havayolunu kullanmaktadır. Bölgemizde ise bu imkân çok az kullanılmaktadır. Bölge havaalanlarına yönelik, yurt dışından paket turlarla yolcu taşınabilir. Böylece havayolu ile gelen turist için de; turistik faaliyetler bir düzene kavuşabilir.
Özellikle Doğu Karadeniz’in belli bazı vadilerinde, kayak yapmaya müsait kar ve doğa mevcuttur. Karadeniz turizminin sadece yazın üç ayını hedefleyerek gelişme zorluğu karşısında, kar turizmi seçeneği dikkatle ele alınmalıdır.
Doğu Karadeniz derelerinde doğal olarak yaşayan kırmızı pullu alabalık, belli derelerin balık avlama turizmine tahsis edilmesi ile bir turizm seçeneği haline gelebilir. Bu konuda, 22 akarsuya sahip olan Rize ilimiz önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bu akarsulardan sadece beşi rafting için elverişlidir. Diğer akarsuların bir kısmı, balık avlama turizmine tahsis edilebilir.
Dağlar, vadiler ve akarsulardan oluşan Doğu Karadeniz, yamaç paraşütü ve çim kayağı gibi turistik etkinlikler için de uygun bir yapı arz etmektedir. Öncelikle bu etkinliklerin yapılabileceği alanlar tespit edilmeli, bu alanlardan istifade edecek ilgi gruplarının oluşması teşvik edilmeli ve dernekleşmeleri sağlanmalıdır.
Turizm sadece deniz veya sadece dağ ile olmaz. Çeşitli ilgi alanlarına hitap edebilmek gerekir. Mutfak kültürü, turistik ilginin çeşitlendiği alanlardan biridir. Karadeniz’e has yemekler, bölgeyi ziyaret eden turistlere uygun lokanta ve tesislerde sunulabilmelidir. Gelen turiste kendi ülkesinde alıştığı yemeklerin yanında, farklı tatlar sunulmalı, döndüğünde anlatabileceği farklı bir mutfak kültürü ile tanışması sağlanmalıdır.
Karadeniz’in otantik yapısını korumak, beton ev hastalığından vazgeçerek, geleneksel ahşap yapıya yönelmek gerekmektedir. Özellikle turizm potansiyeli olan yerlerdeki bütün yapılar ve turistik tesisler, ya ahşap olmalı yahut -beton kullanımı gerekli ise- içi ve dışı ahşap kaplanmalıdır. Bölge turizminin önemli bir kaynağı olan akarsular temiz tutulmalı, öncelikle kanalizasyon bağlantılarından kurtarılmalıdır.
Yerel yönetimlerin güçlendirileceği önümüzdeki dönemde, turizmin gelişmesi için de yerel çabalar yoğunlaştırılmalıdır. Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları, bölge turizmi için inisiyatif almalıdırlar.
Kaynak : A.R.SAKLI-Lider Karadeniz Gazetesi
YORUM 1
Yerli turist için değil ama yabancılar için şöyle düşünülebilir:
Çoğu yabancının bulunduğu yerde zaten iklim koşulları malumumuz. Durmadan yağmur, hava kapalı. Belki soğuk. Yazın Antalya’dan biliyorum; güneşin tepede olduğu vakitlerde bile yabancılar çatır çatır güneşleniyor. Bulmuşuz kaçırırmışız misali. Belki bu yüzden Karadeniz daha az tercih ediliyordur.
Bir de ulaşım meselesi var. Bildiğimiz gibi Karadeniz, neredeyse tamamen Anadolu’dan bağımsız gibi. Niye? Çünkü:
Dağlar denize paraleldir.
İş böyle olunca yerli için de yabancı içinde sanki Kaf Dağı’nın ardıymış gibi görünüyor olabilir. En azından kendimden biliyorum. Yıllardır gitmek istediğim halde sırf yol gözüme büyüdüğü için gidemiyorum. O paralel dağları aşmak kolay mı?
YORUM 2
Bir de söyle düşünmek lazım, İrlanda, Norveç, İsveç, Finlandiya gibi günesin ön planda olmadığı ülkeler turist çekebiliyor, öyleyse Karadeniz bölgesi de emek sarf edilirse turist çeker.
Bir fotoğraf sitesinde, bir alman gezgin Karadeniz fotoları sergiliyordu, ziyaretçiler fotolardaki yerlerin Türkiye´de olduğuna inanmakta hayli zorlandıkları mesajlardan anlaşılıyordu.
YORUM 3
Görüşe katılmamak elde değil. Mutlaka emek sarf edilirse sıkı bir turizm bölgesi oluşturulabilir. Ancak söylemek istediğim insanlar genel olarak tatilden deniz, kum ve güneşi anlıyor. Bu da Karadeniz’in Antalya, Muğla, Mersin, İspanya, Portekiz vb. kadar turizm açısından gelişmesini engelliyor.
Fakat belirttiğim gibi yayla turizmini benimseyen insanlar için ele geçmez güzelliklere sahip Karadeniz. Değerlendirilmesi gerekir
YORUM 4
Bulgaristan gibi ülkeler binlerce turist çekebildiğine göre, Karadeniz de bunu yapabilmelidir. Ancak o zaman, denizin dibinden gecen otobanları ve çirkinlik abidesi beton binaları gözden geçirmemiz lazım.