İki koya sahip olan ve yeşil dağlarla denizin birbirine kucak açtığı şirin Amasra ile tanışmamız bundan 3 sene öncesine dayanır. Ben iki kış bir yaz gittim Amasra’ya. Kışın oldukça dingin olan, sokaklarında tek tük insanları görebileceğiniz Amasra yaz aylarında çok kalabalık olmasına rağmen hiçbir şekilde rahatsız edici bir gürültü yaşatmıyor konuklarına. İlçeye girer girmez bu büyülü mekânda neler yapabilirim hayaline kapılıyorsunuz. Tabi önce meşhur Amasra salatasını taze balıklarla beraber mideye indirmek en mantıklı iş. Amasra’ya gelmeden yakın bir arkadaşıma “Amasra’da ne yenir“ sorusunu sorduğumda kesinlikle salatasını ve barbun balığını yemeden gelme demişti. Öyle de yaptım. Canlı Balık Restoran‘da yediğim salata gerçekten çok güzeldi; ama ne yalan söyleyeyim barbun balığı damak tadıma pek de uymadı koca tabak geldiği gibi geri gitti. Tabi zevk meselesi malûm siz seversiniz ayrı konu. (beğenmememin sebebi de barbun balığının gözüyle beraber pişirilmesi
meğer adettenmiş
)
Yemekten sonra restorana da yakın olması sebebiyle Amasralılar tarafından üretilen her türlü elişi hediyelik eşyanın satıldığı Çekiciler Çarşısı‘na yöneldik. Burada satılan eşyaların çoğu ağaç oyma. Masaj aletleri, tahta takılar, tabureler, topaçlar gemi maketleri hasırlar en çok göze çarpanlar, bunun dışında Amasra hatırası olabilecek, yöreye has bir çok hediyelik eşya da görebilirsiniz. Ayrıca Uzakdoğu malları tek tük de olsa çarşıda yerini almış. E buraya kadar gelip de Amasra hatırası küçük hediyeler almak olmaz tabi. Bir kaç ahşap oyma anahtarlık, “Zıkkım İç” yazılı küllük
ve hoş bir süs eşyasıyla çarşının sonunu getirdik.
Çarşı faslını bitirdikten sonra Amasra limanına gelen teknelere ve yöredeki balıkçılara geceleri ışığıyla el sallayan deniz fenerinin bulunduğu Mendirek‘e doğru yol aldık. Amasraya ayrı bir güzellik katan Mendirek, uzantısı boyunca bir çok aşığın sevgisini duvarlara haykırdığı bir mekan görünümünde. Buradan Amasranın büyük liman bölümünün tamamını seyretmeniz mümkün. Mendirek’in en uç kısmındaki deniz fenerini fotoğraf karemize dahil ederek güzel bir hatıra fotoğrafı çektik…
Amasra’da geçmişin izlerine her yerde rastlamak mümkün. Mendirekten sonra Ağlayan Ağaç Çay Bahçesi‘ne gitmek için yola koyulduğumuzda bir çok tarihi yapıyla karşılaştık. Küçük Kilise, Cenavo Şatosu, Fatih Camii… Herbirini ayrı bir heyecanla inceleyerek yavaş yavaş Boztepe’deki Sormagir Kalesini Zindan Kalesine bağlayan ve karanlık kapının bulunduğu Roma döneminde inşa edilen Kemere Köprüsü‘nden geçme zevkini tattık. Ve artık ağlayan ağaçtayız. Amasra’ya gelen her insan mutlaka buranın çayını tatmıştır diye düşünüyorum. Biz de o yorgunlukla bir yandan tavşan kanı çayları içerken bir yandan da muhteşem manzarasıyla karşımızda duran Tavşan Adasını seyre daldık. Cüzi bir fiyata kiralanabilen dürbünle Tavşan Adası’ndaki, özgürlüğün tadını çıkaran tavşanları çok çok yakından izleyebilmeniz mümkün. Akşam karanlığı yavaş yavaş yüzünü gösterirken kalacak bir yer ayarlamanın bilincine yeni vardığımız için biz de o yavaşlıkta bir yer aramaya başladık ve Amasra merkezine dolmuşla 5-10 dakka mesafedeki Kaleşah Mahallesi’ndeki Sinan Otel‘e yerleşmeye karar verdik. Amasra’da kalınabilecek çok yer var ama her defasında Sinan Otel hem manzarasından hem de temizliğinden dolayı bana cazip ve hoş gelmiştir. Bakmayın merkeze uzak olduğuna, istediğinizde sizi özel arabalarıyla merkeze indirip istediğinizde otele tekrar getiriyorlar. O yüzden konaklama için tavsiye edebilirim.
Ertesi gün erken kalkıp güneşin doğuşunu seyretmeden Ankara’nın yolunu tutmak olmazdı. Uykuyu seven ben, sabahın nurunda kalkıp güneşin Amasra ile buluşmasını doyasıya değil otobüs saatim gelene kadar seyrettim. Ayrılma anını anlatmam da bir bu kadar süreceği için yavaştan yazıma son vermek istiyorum.
Unutmadan; ayrıca Amasra’da denize girmek isteyenler plajlar son derece temiz. Karadeniz’in aniden derinleşen kıyı özelliği burada kendini göstermiyor. Yüzme bilmeyenler bile denizde metrelerce açığa gidebilirler. ( yüzme bilmeyenler gene de çok açılmasa sevinirim mesuliyet almayalım durduk yere
)





"Toprak, Deniz, Sevda Kokan Şehir “Amasra”" yazısına hiç yorum yapılmamıştır
Yorum Yaz